• İstanbul24 °C
  • Ankara27 °C

Abdullah LEBLEBİCİ / Haber Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abdullah LEBLEBİCİ / Haber Köşe Yazarı

Konya Sadece Seyrediyor Mu?

06 Ağustos 2026 Perşembe 09:01

 

Konya, binlerce yıllık medeniyetin omuzlarında yükselen kadim bir şehir…

Selçuklu'nun başkenti, Mevlâna'nın şehri, hoşgörünün, ilmin ve irfanın merkezi…

Bugün ise insanın zihninde ister istemez bir soru oluşuyor.

Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği Selçuklu Sultanları Sergisi'nin İstanbul'daki Rami Kütüphanesi'ne taşınması, elbette kültürümüzün farklı şehirlerde tanıtılması açısından değerlidir.

Tarihimiz sadece Konya'nın değil, bütün Türkiye'nin ortak mirasıdır.

Ancak mesele sadece bir serginin taşınması değildir.

Mesele, Konya'nın tarihî kimliğinin yavaş yavaş başka şehirlerin vitrinlerinde daha görünür hâle gelmesidir.

İşte tam da burada şu soruyu sormak gerekiyor:

Bugün Selçuklu Sultanları Sergisi gidiyorsa, yarın Konya'yı Konya yapan başka hangi değerler başka şehirlerde öne çıkarılacak?

Belki bugün böyle bir tartışma yok… Belki hiç olmayacak… Ama kaygı duymak da en doğal haktır.

Çünkü son yıllarda Hazreti Mevlâna'nın öğretileri etrafında düzenlenen pek çok etkinliğin İstanbul başta olmak üzere farklı şehirlerde yapılması artık sıradan hâle geldi.

Sema gösterileri artık yalnızca Konya'nın manevi atmosferinde değil, otellerde, fuarlarda, açılışlarda ve çeşitli organizasyonlarda da sahneleniyor.

Üstelik zaman zaman kadın semazenlerin yer aldığı gösteriler de kamuoyunda tartışmalara neden oluyor.

Kimileri bunu kültürel gelişim olarak görüyor. Kimileri ise Mevlevîliğin asırlardır süregelen usul ve adabından uzaklaşıldığını düşünüyor.

Asıl mesele ise semanın gösteriye dönüşmesidir.

Çünkü sema, alkış almak için yapılan bir sahne performansı değil; Allah'a yönelişin, nefsi terbiye etmenin ve manevi yolculuğun sembolüdür.

Konya'nın sahip olduğu değerleri elbette bütün dünya tanımalıdır. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak bu tanıtım, Konya'nın merkezî kimliğini gölgede bırakmamalıdır. Çünkü Hazreti Mevlâna sadece büyük bir mutasavvıf değildir.

O, Konya'nın ruhudur. Türbesiyle, dergâhıyla, yaşadığı sokaklarla ve bıraktığı mirasla bir bütündür.

Bu bütünlüğü parçalayacak her adım, sadece Konya'nın değil, Türkiye'nin kültürel hafızasını da zayıflatır.

Bugün kimse Hazreti Mevlâna'nın Konya'dan taşınacağını söylemiyor. Böyle bir resmî girişim de bulunmuyor.

Fakat tarih bize şunu öğretmiştir:

Bir şehrin sembolleri zamanla başka merkezlerde temsil edilmeye başlandığında, o şehrin kültürel ağırlığı da yavaş yavaş azalabilir.

İşte bu yüzden Konya, sahip olduğu mirasa her zamankinden daha güçlü sahip çıkmalıdır.

Sergiler elbette gezebilir… Kültürel faaliyetler farklı şehirlerde yapılabilir…

Ama Konya'nın ruhunu oluşturan değerlerin asıl merkezi her zaman Konya olarak kalmalıdır.

Çünkü bazı şehirler sadece binalarıyla değil, ruhlarıyla yaşar.

Ve Konya'nın ruhunun adı Hazreti Mevlâna'dır.

Bu yazı toplam 38 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Seydişehir Postasi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim