Yağmur yağdı…
Ve “Antalya-Konya Yolu” nun Eynif Ovası ile Gembos Ovası arasındaki bölümü bir kez daha göle döndü.
Bu artık beklenmeyen bir durum değil.
Ne ilktir, ne de son olacak gibi duruyor.
Kimi hâlâ “hesap hatası” diyerek konuyu teknik bir yanılgıya indiriyor.
Kimi de “olağanüstü yağış” söylemiyle meseleyi kapatmaya çalışıyor.
Ama artık görmezden gelinemeyecek kadar ağır bir gerçek var:
Ortada belgelerle sabit bir ihmal duruyor.
Bu yol için Aralık 2017’de ÇED başvurusu yapılmış… Aylar sonra, Temmuz 2018’de tek cümlelik bir kararla dosya kapatılmış:
“ÇED gerekli değildir.”
Asıl kırılma noktası tam da burası.
Çünkü çevresel etki değerlendirmesine gerek görülmeyen bir proje, bugün çevreyle açık bir çatışma yaşıyor.
Ve bu çatışmanın bedelini her yağmurda biraz daha ağır ödüyoruz.
“Doğa ile pazarlık olmaz.
Doğa, masa başında çizilen projelere bakmaz.
O, toprağın geçmişine bakar.
Suyun yönüne bakar.
Unutulan hafızayı hatırlatır.”
Nitekim daha da düşündürücü olan şu:
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1988 yılında hazırladığı öğretmen el kitabındaki haritalar incelense, bu bölgenin geçmişte göl alanı olduğu açıkça görülüyor.
Yani bu toprakların bir hafızası var.
Ama o hafıza, projelerin çizildiği masalarda yok sayılmış.
Bugün yaşananlar bir sürpriz değil.
Bu tablo; ihmalin, umursamazlığın ve “olur” denilerek geçilen kararların doğal sonucudur.
“ÇED gerekli değildir” denilerek geçilen her dosya, aslında geleceğe bırakılmış bir risktir.
Bugün yol sular altında…
“Yarın ise can güvenliği tartışılmaya başlanacak”
Bu yazı toplam 27 defa okunmuştur.