• İstanbul6 °C
  • Ankara-4 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tarihi çiğdem tepesi
25 Kasım 2019 Pazartesi 09:10

Tarihi çiğdem tepesi

Ali Kazankaya-Araştırmacı YazarSeyyid Harun Velî Cami Çevresi Kale Kapıları ve Surları:

Seyyid Harun Velî ve Erenleri Horasan gibi uzak diyarda tüm mallarını ve sevdiklerini oralarda bırakıp inançları uğruna yollara düşmüşler onca yolu kat edip canlarını mallarını inançlarını ortaya koyarak o günler de ki zorluklar içinde menzil olarak hedefledikleri Eşref oğlu Beyliği dönemi topraklarında ki Küpe Dağı eteklerine Çiğdem Tepesi ‘ne gelip Seydişehri’ni kurmuşlar bize emanet bırakmışlar.

Bizlerinde bu zor şartlarda kurulan ve bizlere kazandırılan bu ata yadigârı şehri ve eserlerini gelecek kuşaklara daha iyi korunmuş olarak bırakmak içinde yaşayanlar ve yönetenler olmak üzere boynumuzun borcudur.

Seydişehir 1871 yılında Belediyelik olup bu güne kadar gelmiş geçmiş her Belediye Başkanı ve personelleri bulundukları ekonomik koşulları içerisinde hizmet etmişler ölenlere Allah’tan rahmet sağ olanlara teşekkürü bir borç bilmeliyiz.

İçinde yaşadığımız bu doğa harikaları ve tarih hazineleri dolu Seydişehri’mize ne kadar hizmet edilse azdır kimimizin doğduğu kimimizin doyduğu yaşadığımız yer olarak unutmayınız ki bu şehrin bizde de çok hakkı vardır.

Seyyid Harun Velî Cami Hamam ve çevresi geçmiş belediyeler döneminde de çeşitli istimlâkler düzenlemeler yapılmış ancak istenilen hedefe altyapılar nedeniyle ulaşılamamış ve düzenleme yapılamamıştır.

Bu gün Konya Yatırım izleme Projesi (Yikop) kapsamın da giydirme çalışmaları ile arasta çarşısı dükkânlarının yenileme çalışmalarından sonra peyzaj çalışmalarından bahsedilmekte ilan panolarında resimlerini seyrettik aslında güzel bir çalışmadır ancak.

Şehrimizin kurucusunun en çok zamanla yarış ve emek harcadığı üç adet kale kapısı, surlar, medrese ve hamamın yapılışında maddi ve manevi zorlukların çekildiği aşikâr Yadigârın tarihi dokularına ne yapılacağından hiç bahsedilmemektedir.

Seyyid Harun Velî Cami’sinin bulunduğu tepeye “Çiğdem Tepesi” denir deniz seviyesinden 1123 m Derviş Ağa Çeşme’sinden Ulu Kapı’dan tepe noktası h: 7 m. Kiçi Kapı’dan h: 8 m Hacı Abdullah Efendi Türbe önünden Pazar Kapı ise h:4 m yükseklikte olup yayvanca bir tepedir.

Ulu kapı, Kiçi kapı ve Pazar Kapı : bu üç tarihi kapı arasındaki surların uzunluğu 900m araştırmalar neticesinde de surların yüksekliği tahmini 7-8 m olduğu askeri bir kale olmayıp şehri koruma amaçlı yapıldığı ve iç kalenin de bulunmadığı anlaşılmış sur kalınlıkları 1.50 m kapı girişlerindeki bağlantı duvarlarının da mukavemetli olsun diye

daha kalın olduğu 1950 yıllarında gördüğüm yıkılmak üzere ve tek kandı kalmış haldeki Ulu Kapı kalın ve yüksekti.

Ulu Kapı: Kale nin doğusunda ana giriş kapısı olup tüccarların, kervanların girip çıktığı yüklü bir devenin geçebileceği 3.80 m genişlikte dıştan dışa 4 metreden fazla olup,yükseklik 3 metre civarında tonoz kemerli Amblada Antik Kenti’nin Elite-Elit (Velvelid) den hazır kesme taşlarından yapılmış ve kale kapısının üstünde o zaman çortan denilen taş oluk ( şu anda bu taş oluk Derviş Ağa Çeşmesi arkasındaki tarihi mezarlığın kuzey duvarındadır) 1950 yıllarında kapıyı gördüğüm zaman içeriden dışarı sol kale kapı kanadı kalın latalardan yapılmış sac kaplama ve üzerinde dövme demirden mukavemet sağlamak için büyük kabaralar çalkı idi 1950 yılında tehlike arz ediyır diye kale kapısı yıktırılıyor.Derviş Ağa Çeşmesi nin olduğu yere hala Aşağı Mahalle sakinleri Kale Altı derler.

 

Kiçi Kapı ( Kiçi Kapı )Kalenin güney batı tarafında ben gördüğümde tonozlu kemer kısmı yıkılmış bağ arasına çıkışta sağda taş molozlarının yığılmış olduğu şeklindeki durumunu biliyorum kapının eni tahminen 2 metre civarında yüksekliğinin 1.80 m olduğunu tahmin ediyorum adından da anlaşılacağı üzere Küçük Kapı. Bu kapıdan çıkınca sağa batıya bağ arasına gidilir doğru güneye devam ederek Taş Yol denilen sağ tarafı Arnavut kaldırımı şeklinde taş döşenmiş yoldu o zaman tahta Helim Kalfa köprüsünden geçilerek tarihi Helim Kalfa Mezarlığına varılır yol ikiye ayrılır sola güneye giden yol çok maçlı kullanılan yol Dağ Bağları na orada tarihi üzüm bağları vardı Pınar başına dağa ormana ve büyük ve küçük baş hayvanların yaylıma gittiği yol Sağa giden ise yol ise şimdi Fındıklı Yol dedikleri yoldan devamla bağ arası dediğimiz bahçelere gidilen ve en önemlisi Pınar başının suyu ile 1958 yılına kadar çalışan Remzi Dayı un değirmenine gidilir Seydişehir’e en yakın değirmen burası idi yeri fındıklı Yol dedikleri yoldan yukarı sağa dönünce gazozcu merhum Mehmet Ali Bülbül’ ün bağını geçince merhum ormancı Ahmet Kutsal’ın bağına varmadan tepede idi şehre yakın olması nedeni ile en çok bu su değirmeni kullanılmış

Ayrıca Beyşehir kanalı üstündeki Karabulak değirmeni ve Gökçehüyük yolu üzerinde Yanık Değirmen denilen su değirmeni aşagıda (şimdiki Devlet Hastanesi karşı batı aşağısında idi ) devam edecek

kale-alti-2.jpg

Bu haber toplam 271 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Seydişehir Postasi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim