Bazen bir plaket töreni, sıradan bir protokol fotoğrafının çok ötesine geçer.
Bazen o kare, bir fabrikanın değil; bir ülkenin geleceğine dair umudun fotoğrafı olur.
İşte… Seydişehir ETİ Alüminyum AŞ’de yaşanan tam olarak bu...
Boksit madeninden lityum karbonat üretimi…
Üstelik patentle tescillenmiş, bilimsel temeli sağlam, sanayiyle bütünleşmiş bir başarı.
ETİ Alüminyum’un Ar-Ge ekibi, yerli bir hammaddeden stratejik bir ürünü üretmeyi başardı.
Bu, sadece kurumsal bir kazanım değil; Türkiye sanayisi adına son derece kıymetli bir eşiktir.
Çünkü lityum, bugün enerjiden savunmaya, teknolojiden ulaşıma kadar birçok alanda geleceğin anahtarıdır.
Bu başarının arkasında ise görünmeyen ama asıl alkışı hak eden bir emek var:
Bilim, sabır ve inanç.
Projeye liderlik eden Kalite Kontrol Ar-Ge Müdür Yardımcısı Dr. Meral Baygül, akademik kariyerini sanayiyle buluşturarak önemli bir örnek ortaya koydu.
Doktora unvanını alırken, bilgisini raflarda değil; üretim bandında değerlendiren bir anlayış sergiledi. İşte tam da bu yüzden bu başarı, sadece teknik değil; vizyoner bir başarıdır.
Düzenlenen törende konuşan ETİ Alüminyum AŞ Genel Koordinatörü Ömer Faruk Kanık’ın sözleri aslında her şeyi özetliyordu.
“Yerli bir hammaddeden, stratejik öneme sahip bir ürünün üretilmesi ve bunun patentle korunması…”
Bu cümleler, Türkiye’nin sanayide nereye gitmesi gerektiğini de açıkça gösteriyor.
Bugün sıkça konuştuğumuz “katma değer”, “yerli üretim”, “yüksek teknoloji” kavramları; işte tam olarak burada ete kemiğe bürünüyor.
Seydişehir’de atılan bu adım, Anadolu’dan da yüksek teknoloji çıkabileceğinin en somut kanıtlarından biri.
ETİ Alüminyum’da çekilen o hatıra fotoğrafı, bana göre bir plaket töreninin değil;
Bilimin, emeğin ve yerli aklın kazandığı bir günün belgesidir.
Ve şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim…
Bu şehirde artık sadece alüminyum değil, gelecek de üretiliyor.
Bu yazı toplam 45 defa okunmuştur.