• İstanbul23 °C
  • Ankara20 °C

Abdullah LEBLEBİCİ / Haber Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abdullah LEBLEBİCİ / Haber Köşe Yazarı

Futbolumuzda artık maçlar sahada kazanılmıyor…

01 Haziran 2026 Pazartesi 08:39

 

Bir sezon boyunca milyonlarca insan tribünde, ekran başında, deplasman yollarında takımının peşinden gidiyor.

Futbolcu ter döküyor, teknik adam emek veriyor, taraftar cebindeki son parayı bile kulübü için harcıyor.

Ama sezon sonunda konuşulan şey futbol olmuyor.

Hakem kararları, federasyon ilişkileri, lobiler, telefon trafiği, disiplin süreçleri, ayrıcalıklar…

Ve şimdi küme düşen Kayserispor bile çıkıp “Bu lig böyle tescil edilmemeli” diyorsa, durup düşünmek gerekiyor.

Çünkü bu açıklama yalnızca küme düşen bir takımın serzenişi değildir. Bu açıklama, Türk futbolunda adalet duygusunun artık ağır yara aldığının ilanıdır.

Buna karşılık federasyon gümrükten mal kaçırır gibi, tatil günü ligi tescil ediyor…

Bugün insanların büyük bölümü şuna inanıyor: Bazı kulüplerin sırtını sisteme yasladığı, bazılarının ise yalnız bırakıldığı düşünülüyor.

Federasyonu eleştiren cezayı görüyor. Hakemi eleştiren hedef oluyor. Yapıyı sorgulayan dışlanıyor.

Ama asıl soru şu: Bu düzen böyle devam ederse futbolun itibarı nasıl ayakta kalacak?

Sahada verilen emeğin karşılığı masa başında değişiyorsa, o zaman rekabetten söz edilemez.

Hakem standartları herkese eşit uygulanmıyorsa, adaletten bahsedilemez. Bazı kulüplerin sesi daha gür çıkıyor diye süreçler farklı işliyorsa, buna futbol denemez.

Bugün Anadolu kulüplerinin en büyük problemi ekonomik değil, güvensizliktir.

Çünkü insanlar artık kaybetmeyi değil, haksızlığa uğramayı kabullenemiyor.

Türk futbolunda yıllardır aynı cümleler kuruluyor: “Yapı var…” “Sistem belli…” “Bazıları korunuyor…”

Peki federasyon bu iddiaları çürütmek için ne yapıyor?

“Şeffaflık mı? Yok.

Tutarlılık mı? Yok.

Güven veren bir yönetim anlayışı mı?” O da yok.

Hakem performansları tartışmalı. VAR kararları haftadan haftaya değişiyor. Aynı pozisyona farklı kararlar çıkıyor. Disiplin süreçlerinde bile kamuoyu artık eşitlik görmüyor.

En tehlikelisi de şu: İnsanlar artık futbol sonuçlarına şaşırmıyor. Çünkü birçok taraftar sonucu değil, senaryoyu konuşuyor.

İşte Türk futbolunun en büyük çöküşü burada başlıyor.

Futbol; “güvenle yaşar. Adaletle büyür. Eşitlikle ayakta kalır.”

Bunlar yoksa geriye sadece forma renkleri üzerinden yürüyen bir gerginlik kalır.

Bugün birçok Anadolu kulübü aynı rahatsızlığı yaşıyor. Kimisi yüksek sesle konuşuyor, kimisi korkudan susuyor.

Ama herkes biliyor ki; Türk futbolunun asıl problemi saha içi değil, saha dışıdır.

Federasyonun artık kulüplere karşı savunma yapan değil, güven veren bir yapı kurması gerekiyor.

Hakem sisteminin yeniden sorgulanması gerekiyor. Şeffaflık, liyakat ve hesap verilebilirlik artık tercih değil zorunluluktur.

Çünkü adaletin olmadığı yerde futbol sadece bir oyun olmaktan çıkar. Ve insanlar bir gün sadece takımlarına değil, futbolun kendisine de sırt çevirir.

Bu yazı toplam 14 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Seydişehir Postasi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim