• İstanbul8 °C
  • Ankara5 °C

Abdullah LEBLEBİCİ / Haber Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abdullah LEBLEBİCİ / Haber Köşe Yazarı

Göl haline gelen yol… Sessizliğe gömülen sorumluluk…

23 Şubat 2026 Pazartesi 08:49

 

Konya-Antalya yönünden girişi, Antalya-Konya yolundan çıkışı… DEMİRKAPI Tüneli…

Eynif Ovası…

Geçen hafta Türkiye’nin gözü önünde yaşanan manzara ne yazık ki kelimelerle anlatılacak gibi değil.

Konya–Antalya arasındaki hayati ulaşım hattı, yağış bahanesiyle tam anlamıyla göle döndü.

Yolun suyla kaplandığı, bazı noktalarda su derinliğinin 3 metreyi bulduğu, 7 kavşağın ulaşıma kapandığı yol yok oldu, asfalt kayboldu, ulaşım bitti.

Buna ister “afet” deyin, ister “doğa faciası”…

Ne derseniz deyin, ortada acı bir gerçek var… Olağan bir yağıştan çok daha fazlası, olağanüstü bir sonuç var.

Asıl vahim olan ise bu tablo karşısında yetkililerin derin bir sessizliğe gömülmesi.

Ne teknik bir açıklama, ne kamuoyunu rahatlatacak bilimsel bir değerlendirme. Ne de yolun ulaşıma ne zaman açılacağı.

Bu suskunluk da kamuoyunda ister istemez farklı yorumlara, iddialara ve soru işaretlerine yol açıyor.

Sorular basit ama hayati:

Bu yol yapılırken bölgenin hidrolojik yapısı hesaba katıldı mı?

Eynif Ovası’nın su tutma kapasitesi, yağış rejimi, yer altı su hareketleri mühendislik hesaplarına dâhil edildi mi?

Bu güzergâh için “en kötü senaryo” çalışıldı mı, çalışılmadı mı?

Ya da “BEN YAPTIM OLDU” mantığı mı?

Çünkü burada yaşanan durum, “biraz yağmur yağdı, yol kapandı” meselesi değil.

Tarihte yaşanmamış bir tablo, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1988 yılında hazırlanan ders kitaplarında yer alan haritada Eynif ve Gembos ovalarının kış aylarında sular altında kaldığı açıkça gösterilmesine rağmen…

Ulusal basında geniş yer bulan bu manzara, yerelde fısıltı gazetesiyle daha da büyüyor.

İster istemez, “Acaba acele mi edildi?”, “Uyarılar dikkate alınmadı mı?”, “Baskıyla mı açıldı?” soruları kulaktan kulağa dolaşıyor.

Hatırlayalım…

Yol, kamuoyu ve bürokratik baskıyla bir an önce açılsın diye, tüm risklere rağmen ulaşıma verildi.

Önce Demirkapı Tüneli’nde su akıntıları başladı, uzun süre tek şerit kullanıldı. Bugün gelinen noktada ise yolun hali ortada: Sular altında kalan bir güzergâh.

Üstelik tehlike geçmiş değil. Sular çekilse bile, bu zeminde çökme yaşanmayacağını kim garanti edebilir?

Bu haliyle yolu yeniden trafiğe açmak, telafisi mümkün olmayan can ve mal kayıplarına davetiye çıkarmak demektir.

Kimse suçlu aramıyor. Ama herkes haklı olarak bilgi istiyor.

Yetkili ve ilgili kurumların, en azından teknik bir açıklama yapması bu kadar mı zor?

Kamuoyuna, “Sebep budur, risk şudur, alınan ve alınacak önlemler şunlardır” demek çok mu zor...

“Sessizlik, güven vermez. Sessizlik, dedikoduyu büyütür. Sessizlik, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.”

Bugün bu yol göl olduysa, yarın benzer bir facianın yaşanmayacağının garantisi yok. O yüzden mesele yalnızca bir yolun kapanması değil, mesele aklın, bilimin ve şeffaflığın devreye girip girmeyeceğidir.

İŞİN ÖZÜ… “Göl haline gelen bir yol VE Sessizliğe gömülen sorumluluk ile baş başayız…”

Bu yazı toplam 30 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Seydişehir Postasi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim