Futbolda skor önemli, ancak skorun dışında da önemli konular var.
Bazen bir teknik adam gelir, puan tablosunu henüz değiştiremez ama çok daha zor olanı başarır: gönülleri kazanır.
Ve bilinmelidir ki gönüller kazanılmadan, sahada hiçbir şey kalıcı olarak kazanılamaz.
İşte İlhan Palut Hoca’nın hikâyesi tam da buradan başladı.
Daha göreve geleli bir hafta bile olmadan; yalnızca oyuncuların değil, yönetimin, taraftarın ve biz basın mensuplarının gönlünde kendisine yer açtı.
Göztepe karşısında gördüğüm takım için de şunu ifade edeyim. Palut Hoca, oyuncularında gönüllerini kazanmış.
Bu kolay bir iş değildir. Hele ki bu camiada…
Ama Palut Hoca, bunu yüksek sesle konuşarak değil; duruşuyla, diliyle ve sahaya yansıttığı anlayışla başardı.
Göztepe maçında tribünlerde hissedilen hava sıradan değildi.
Uzun süredir özlenen destek bir birlik duygusu vardı.
Oyuncular sahada daha istekliydi, tribünler daha sabırlı, yönetim daha umutlu, bizler ise daha dikkatli izliyorduk.
Çünkü sahada bir “reaksiyon” vardı.
Bu bir tesadüf değildi.
Takım belki henüz arzu edilen noktada değil ama mücadele isteği, oyuna sadakat ve birliktelik duygusu net şekilde sahaya yansımıştı.
Futbolda her şey bir anda düzelmez; ama doğru yolda olup olmadığınızı çok çabuk anlarsınız. Göztepe maçının verdiği his tam olarak buydu: Doğru yoldayız.
En önemlisi de şu:
“Oyuncular memnun,
Taraftar memnun,
Yönetim memnun,
Ve evet… Biz basın mensupları da memnunuz.”
Bu şehir umut etmeyi sever ama boşa umutlanmayı sevmez.
İlhan Palut Hoca, kimseye hayal satmıyor. Sadece çalışmayı, sabrı ve futbol aklını vaat ediyor.
Zaten kalıcı başarılar da hep böyle başlar.
Gönüller kazanıldıysa, gerisi zaman meselesidir.
Ve bu kez o zamanın doğru şekilde akacağına dair inancımız yeniden tazelendi.
Hoş geldin… İLHAN PALUT…
Bu yazı toplam 17 defa okunmuştur.